Nuri Şahin’den Şampiyonlar Ligi Formatına Sert Tepki: “Bu Bir Rezillik!” – Ceferin’den 10 Kelimelik Tokat Gibi Yanıt
Son Şampiyonlar Ligi maç haftasının ardından Avrupa futbolunda büyük bir tartışma daha patladı. Bu kez ateşi yakan isim, Türk futbolunun yetiştirdiği en saygın figürlerden biri olan Nuri Şahin oldu.
Genç yaşına rağmen futbola bakış açısı, teknik adamlık vizyonu ve yıllarca Avrupa’nın en üst seviyesinde edindiği tecrübeyle futbol camiasında büyük saygı gören Şahin, UEFA’nın iki sezondur uyguladığı yeni Şampiyonlar Ligi formatını adeta yerden yere vurdu.

Şahin’in kullandığı ifadeler yalnızca eleştiri değildi; yöneticileri, taraftarları ve futbolcuları bir anda ikiye bölen bir tartışmanın fitilini ateşleyen, sertlik dozu oldukça yüksek bir çıkıştı. “Son iki yıldır Şampiyonlar Ligi’nin yeni formatı tam bir rezillik.
Futbolcuların enerjisini tüketiyor, fiziksel yüklerini artırıyor ve sadece arka plandaki bazı kuruluşları zenginleştiriyor” diyen Şahin, UEFA’ya yönelik bu çıkışıyla bir anda Avrupa spor basınının manşetine oturdu.
Şahin: “Bu format futbolun ruhunu yok ediyor”
Şahin’e göre yeni lig usulü format, futbolu daha rekabetçi hâle getirmek yerine, sahadaki oyuncuların sınırlarını zorlayan gereksiz bir yarışa dönüştürüyor. Eski formatta gruplar net, fikstür dengeli ve yük daha kontrollüydü.
Ancak mevcut sistemle takımlar hem daha fazla seyahat etmek zorunda kalıyor hem de yoğun maç temposu nedeniyle sezonun ilk aylarında dahi ciddi sakatlık riskleriyle karşı karşıya kalıyor.
Şahin bu durumun sadece mental değil, fiziksel açıdan da büyük bir tehdit olduğunu belirterek şunları söylediği iddia edildi:
“Futbolcu sağlığını hiçe sayan bir sistem asla sürdürülebilir değildir. Biz ‘daha fazla maç’ demiyoruz; biz ‘daha kaliteli futbol’ diyoruz. Ama bu format kaliteyi öldürüyor.”
Bu sözler özellikle Avrupa’da oyuncu sendikaları arasında büyük yankı uyandırdı. Birçok sporcu, sosyal medya hesaplarından Şahin’in açıklamalarını beğendi veya dolaylı şekilde destek verdi.
UEFA cephesi sessiz kalmadı: Ceferin’den 10 kelimelik mesaj
Nuri Şahin’in bu çıkışının ardından gözler doğal olarak UEFA Başkanı Aleksandar Ceferin’e çevrildi. Ceferin, normal şartlarda teknik adamların veya eski futbolcuların bu tür açıklamalarına doğrudan yanıt vermeyen biri olarak bilinir. Ancak bu kez sessiz kalmadı.
Avrupa basınında yer alan haberlere göre Ceferin, Şahin’e yönelik sadece 10 kelimeden oluşan oldukça sert bir uyarı gönderdi.
Bu 10 kelimenin basına yansıyan hâli şöyleydi:
“Kuralları oyuncular ya da teknik adamlar değil, biz belirleriz.”
Şahin’in yakın çevresine göre bu cümle, tecrübeli futbol adamını hem şaşırttı hem de bir miktar rahatsız etti. Zira Şahin, futbolun gelişimi adına görüş belirtirken böylesine kişisel bir çıkışla karşılaşmayı beklemiyordu.
Futbol dünyası ikiye bölündü
Şahin–Ceferin gerilimi sosyal medyada ve spor programlarında gündemin bir numarası hâline gelirken, futbol çevreleri arasında ciddi bir ayrışma yaşandı.
Bir grup, Şahin’in çıkışını “cesur”, “doğru” ve “kaçınılmaz bir uyarı” olarak değerlendirirken; diğer grup UEFA’nın reformunun modern futbolun gerekliliklerinden biri olduğunu savundu.
Şahin’i destekleyenler şöyle argümanlar sundu:
Yeni format oyuncuları tükenme noktasına getiriyor
Büyük takımlar avantajlı, küçük takımlar ise daha zorlanıyor
Eski Şampiyonlar Ligi kimliği tamamen kayboluyor
Finansal odaklı bir sistem futbol ruhuna zarar veriyor
Ceferin’i savunanlar ise şu noktalara dikkat çekti:
Küresel rekabet artıyor
Büyük takımlar arasındaki maç sayısı çoğalıyor
Yayın gelirleri yükseliyor ve kulüpler finansal olarak rahatlıyor
Futbolun tüketim biçimi değişti, sistem buna uyum sağlıyor
Bu tartışmalar, futbolun artık yalnızca sahada oynanan bir oyun olmadığını; ekonomik, politik ve kültürel etkileri olan devasa bir yapı hâline geldiğini bir kez daha ortaya koydu.
Oyuncu yükü: Görmezden gelinen gerçek
Son yıllarda futbolcular arasında kas yırtıkları, bağ sakatlıkları ve stres kaynaklı fiziksel problemler artış gösteriyor. Dünya futbolunda yıldız isimlerin düzenli olarak sakatlanması artık olağan bir durum hâline geldi. Şahin’in özellikle altını çizdiği nokta da tam olarak burasıydı: Bu yük sürdürülebilir değil.
Oyuncu sendikaları bir süredir UEFA ve FIFA’ya maç sayısının azaltılması gerektiğini raporlarla iletiyor. Ancak gelir artışı sağlayan turnuva genişlemeleri, tam tersine maç yükünü artırmayı sürdürüyor.
Bir Avrupa fizyoterapistinin açıklaması dikkat çekiciydi:
“Modern futbolcunun vücudu bir makine gibi kullanılıyor. Ancak her makinenin bir limiti vardır. Biz o limite hızla yaklaşıyoruz.”
Şahin’in sözleri neden bu kadar gürültü kopardı?
Nuri Şahin, sadece eleştiri yapan biri değil; sahada ve kulübede kendini kanıtlamış, Avrupa’da büyük saygı gören bir figür. Hem Borussia Dortmund hem Real Madrid gibi dev kulüplerin formasını giymiş, teknik direktörlük kariyerinde modern futbol anlayışıyla öne çıkmış bir isim.
Dolayısıyla Şahin’in bu konuya dair görüş bildirmesi, sıradan bir yorum olarak geçiştirilemedi. Bazı uzmanlara göre Şahin’in açıklaması, ileride daha çok futbol insanının ses yükselteceği bir sürecin başlangıcı olabilir.
Ceferin ve UEFA geri adım atacak mı?
Kısa vadede böyle bir ihtimal çok düşük görünüyor. UEFA, yeni formatın ekonomik getirilerinden son derece memnun. Dünyanın dört bir yanında daha fazla büyük maç oynatmak, kurumun finansal stratejilerinin merkezinde yer alıyor.
Ancak Şahin’in açıklamaları ve sonrasında başlayan tartışma, UEFA’nın en azından oyuncu sağlığı üzerine bazı ek düzenlemeler yapmak zorunda kalabileceğini gösteriyor.
Örneğin:
Takvimde ek dinlenme aralıkları
Maksimum maç sınırı
Genişletilmiş kadro kuralları
gibi çözümler masaya gelebilir.
Sonuç: Bu tartışma daha yeni başlıyor
Şahin’in sözleri ve Ceferin’in 10 kelimelik çıkışı, şimdilik yalnızca bir çatışmanın başlangıcı gibi duruyor. Avrupa futbolu, modernleşme ile oyuncu sağlığı arasındaki dengeyi bulmak zorunda. Ancak bu dengenin nasıl sağlanacağı, kimin sözünün daha ağır basacağı ve futbolun geleceğinin nasıl şekilleneceği henüz belirsiz.
Kesin olan tek şey şu:
Nuri Şahin konuştuğunda Avrupa bunu duyuyor. Ve bu kez duyduklarının etkisi, sadece bugünü değil, futbolun geleceğini de şekillendirecek gibi görünüyor.