41 yıldır “hizmet dışı” kalan bir otel odası… Tadilat işçileri, bir çiftin hiç ayrılmadığını veya çıkış yapmadığını fark ederken, işçiler “Çığlık Atan Otel”i arıyorlardı: Her gece ikinci kattan gelen duvarlara vurarak ve ağlayarak.

Çığlık Atan Otel’in 214 numaralı odası: 41 yıldır kilitli kalan çift

Antalya’nın eski Lara yolunda, 1984’ten beri terk edilmiş duran Grand Mirage Otel, yıllardır “Çığlık Atan Otel” diye anılıyordu.

Çünkü 1990’ların başından beri çevredeki balıkçı köylerinden, taksi duraklarından, hatta karşı tepedeki evlerden aynı şikâyet geliyordu: Her gece saat tam 02:17’de, otelin ikinci katından duvarlara vuruluyor, bir kadın ağlıyor, bir erkek yalvarıyor gibi sesler duyuluyordu. Sesler bazen öyle şiddetli oluyordu ki, jandarma defalarca oteli aramış, hiçbir şey bulamamıştı.

Kapılar, pencereler mühürlüydü.

2025 Nisan’ında, oteli lüks bir butik otele çevirmek isteyen yeni sahibi, tadilat ekibini gönderdi. 41 yıldır hiç açılmayan 214 numaralı odanın kapısı, anahtar yerine kaynak makinesiyle kesilmek zorunda kaldı. İçeride zaman durmuştu: yatak dağılmış, televizyon açık (karıncalı ekran), bir valiz hâlâ açık, içinde 1984 model kıyafetler.

Ve yerde, birbirine sarılmış iki iskelet.

Kimliklerinden hemen anlaşılmıştı: Ayşe ve Murat Karaca. 1984’te İstanbul’dan balayı için gelen 26 ve 28 yaşlarında taze evli çift. 12 Temmuz 1984 sabahı otelden çıkış yapmaları gerekirken, kimse onları görmemişti. Resepsiyonist “Anahtarı bıraktılar, ben de odanın boş olduğunu varsaydım” demişti. Valizleri bile alınmamıştı. Dosya “kayboldu” diye kapatılmış, aileler yıllarca aramıştı.

Ama otopsi ve adli tıp raporu çok daha korkunç bir hikâye anlattı.

Çift, odada yavaş yavaş zehirlenerek ölmüştü. Ölüm nedeni: karbonmonoksit. Otelin eski kazan dairesinden sızan gaz, havalandırması bozuk bir şaft üzerinden doğrudan 214 numaralı odaya doluyordu. İlk gece baş ağrısı, ikinci gece bulantı, üçüncü gece bilinç kaybı… Kapı içeriden kilitliydi, pencere ise boydan boya sabitti, açılmıyordu.

Telefon da çalışmıyordu çünkü santral gece vardiyasında kapatılmıştı. Çift, yavaş yavaş boğulurken çırpınmış, duvarları tırmalamış, kapıya vurmuş, yardım istemişti. Duvarlarda hâlâ bulunan tırnak izleri ve “Yardım edin” yazıları bunu doğruluyor.

En korkuncu ise ses kayıtları. Tadilat ekibinden biri, eski güvenlik kamerası hard diskini kurtarınca, 1984’ün 11-12 Temmuz gecesine ait ses dosyalarını buldu. Saat 01:54’ten itibaren odadan boğuk çığlıklar, kapıya vurmalar, “Ayşe nefes alamıyorum”, “Murat kapıyı kır” fısıltıları… Son ses kaydı 02:17’de bitiyor. Tam 41 yıldır her gece duyulan saat buydu.

Çiftin son hareketleri güvenlik kamerasının termal görüntüsünde bile görülüyor: birbirlerine sarılmış, yerde kıvrılmış halde son nefeslerini veriyorlar. Kamera 02:19’da kapanıyor.

Aileler, 41 yıl sonra kemikleri alabildi. Ayşe’nin annesi 83 yaşında, törende “Kızım her gece bana sesleniyormuş, ben duymamışım” diyerek bayıldı.

Otel sahibi, 214 numaralı odayı yıkıp yerine bir anı köşesi yaptı. Duvarlardan biri olduğu gibi bırakıldı; tırnak izleri, kan lekeleri, “Bizi kurtarın” yazısı hâlâ duruyor. Gece 02:17’de otelin önünde bekleyenler artık ağlama duymuyor. Sadece rüzgâr.

Ama otelin yeni adı artık “Çığlık Atan Otel” değil. Yerel halk ona başka bir isim taktı: “Kavuşanlar Oteli”. Çünkü Ayşe ile Murat, 41 yıl sonra da olsa, birbirlerinden ayrılmadı.

Çığlık Atan Otel’in 214 numaralı odası: 41 yıldır kilitli kalan çift

Antalya’nın eski Lara yolunda, 1984’ten beri terk edilmiş duran Grand Mirage Otel, yıllardır “Çığlık Atan Otel” diye anılıyordu.

Çünkü 1990’ların başından beri çevredeki balıkçı köylerinden, taksi duraklarından, hatta karşı tepedeki evlerden aynı şikâyet geliyordu: Her gece saat tam 02:17’de, otelin ikinci katından duvarlara vuruluyor, bir kadın ağlıyor, bir erkek yalvarıyor gibi sesler duyuluyordu. Sesler bazen öyle şiddetli oluyordu ki, jandarma defalarca oteli aramış, hiçbir şey bulamamıştı.

Kapılar, pencereler mühürlüydü.

2025 Nisan’ında, oteli lüks bir butik otele çevirmek isteyen yeni sahibi, tadilat ekibini gönderdi. 41 yıldır hiç açılmayan 214 numaralı odanın kapısı, anahtar yerine kaynak makinesiyle kesilmek zorunda kaldı. İçeride zaman durmuştu: yatak dağılmış, televizyon açık (karıncalı ekran), bir valiz hâlâ açık, içinde 1984 model kıyafetler.

Ve yerde, birbirine sarılmış iki iskelet.

Kimliklerinden hemen anlaşılmıştı: Ayşe ve Murat Karaca. 1984’te İstanbul’dan balayı için gelen 26 ve 28 yaşlarında taze evli çift. 12 Temmuz 1984 sabahı otelden çıkış yapmaları gerekirken, kimse onları görmemişti. Resepsiyonist “Anahtarı bıraktılar, ben de odanın boş olduğunu varsaydım” demişti. Valizleri bile alınmamıştı. Dosya “kayboldu” diye kapatılmış, aileler yıllarca aramıştı.

Ama otopsi ve adli tıp raporu çok daha korkunç bir hikâye anlattı.

Çift, odada yavaş yavaş zehirlenerek ölmüştü. Ölüm nedeni: karbonmonoksit. Otelin eski kazan dairesinden sızan gaz, havalandırması bozuk bir şaft üzerinden doğrudan 214 numaralı odaya doluyordu. İlk gece baş ağrısı, ikinci gece bulantı, üçüncü gece bilinç kaybı… Kapı içeriden kilitliydi, pencere ise boydan boya sabitti, açılmıyordu.

Telefon da çalışmıyordu çünkü santral gece vardiyasında kapatılmıştı. Çift, yavaş yavaş boğulurken çırpınmış, duvarları tırmalamış, kapıya vurmuş, yardım istemişti. Duvarlarda hâlâ bulunan tırnak izleri ve “Yardım edin” yazıları bunu doğruluyor.

En korkuncu ise ses kayıtları. Tadilat ekibinden biri, eski güvenlik kamerası hard diskini kurtarınca, 1984’ün 11-12 Temmuz gecesine ait ses dosyalarını buldu. Saat 01:54’ten itibaren odadan boğuk çığlıklar, kapıya vurmalar, “Ayşe nefes alamıyorum”, “Murat kapıyı kır” fısıltıları… Son ses kaydı 02:17’de bitiyor. Tam 41 yıldır her gece duyulan saat buydu.

Çiftin son hareketleri güvenlik kamerasının termal görüntüsünde bile görülüyor: birbirlerine sarılmış, yerde kıvrılmış halde son nefeslerini veriyorlar. Kamera 02:19’da kapanıyor.

Aileler, 41 yıl sonra kemikleri alabildi. Ayşe’nin annesi 83 yaşında, törende “Kızım her gece bana sesleniyormuş, ben duymamışım” diyerek bayıldı.

Otel sahibi, 214 numaralı odayı yıkıp yerine bir anı köşesi yaptı. Duvarlardan biri olduğu gibi bırakıldı; tırnak izleri, kan lekeleri, “Bizi kurtarın” yazısı hâlâ duruyor. Gece 02:17’de otelin önünde bekleyenler artık ağlama duymuyor. Sadece rüzgâr.

Ama otelin yeni adı artık “Çığlık Atan Otel” değil. Yerel halk ona başka bir isim taktı: “Kavuşanlar Oteli”. Çünkü Ayşe ile Murat, 41 yıl sonra da olsa, birbirlerinden ayrılmadı.

Related Posts

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *